”Çalışanların Yüzde 79’u hiçbir şekilde aidiyet hissi taşımadığını, koşulları daha iyi olan bir fırsat ile karşılaştığında işini değiştirebileceğini söylüyor..”

Keşke kendine ait bir yerinin olacağını, sürekli yerini değiştirmemem gerektiğini, neyi sevip neyi sevmediğini çok daha iyi bilseydim.

Areka çiçeğini bilirsiniz. Anneannelerimizin dantelli fiskos sehpalarının az ötesinde tüm ihtişamı ile durup, yıllar geçtikçe de daha da güçlenen yapraklı çiçek.

Aylar öncesi sadece duş başlığı almak için gittiğim bir yapı malzeme marketinde,  yaaa sen ne güzelsin, seni istiyorum diyerek sepete attığım, çokta sevdiğim çiçeğime solmasına daha fazla engel olamayarak veda ettim yakın zamanda.

Sinyallerini öncesinden görmüştüm. Önlem almaya çalışmadım da değil.  Bir sürü arama yaptım. En iyi gübre markası, çiçek vitamini, yok efendim canlandırıcı bitki spreyleri,…

En iyiye dair ne varsa öğrenmiştim çiçekler hakkında ama  kendi çiçeğimin huyunu suyunu, ihtişamını sürdürmesi için neye gereksinim duyduğunu öğrenememişim. Kısaca çiçeğimi tanımak için çok yanlış kanallarda volta atıp durmuştum. Özür dilerim. Seni yok ettim. Yerine yeni gelen çiçeği de ben hiç sevmedim ama çaktırmıyorum. Sen başkasın. O da başka. Bak şimdi ben de başkayım. Öznellik işte böyle bir şeymiş. Herkes gerçekten başka. Bunun bana farkındalığını yaşattığın için de teşekkür ederim sevgili çiçek, bir bakıma insanlar da senin gibi. Kimse aynı değil. Aynı olması mümkün değil. Temel ihtiyaçlarımız aynı ama yan ihtiyaçlarımız bambaşka. Bulunduğumuz ortamı sahiplenmek için sevgi kriterlerimiz bile değişken. Bunu çok daha net gözlemliyorum şimdi.

Sabah Aret Vartanyan Corporate Training (AVCT) ‘in 5.185 beyaz yakalı ile yaptığı araştırmayı okudum.

Çalışan Verimliliği

Çalışanların;

  • Yüzde 81’i varlığının işyeri için önemli olmadığını, bir anlamda çarkın bir dişlisi olduğunu ve değiştirilebileceğini hissettiğini,
  • Yüzde 71’i kendilerini şirket nezdinde değerli hissetmediğini,
  • Yüzde 78’i yeterli parası olduğunda şu anki işini yapmayacağını söylüyor.
  • Yüzde 79’u hiçbir şekilde aidiyet hissi taşımadığını, koşulları daha iyi olan bir fırsat ile karşılaştığında işini değiştirebileceğini söylüyor.

Çalışanlarda aidiyet duygusu eksikliği çok rahat gözlemlenebilir. Liderlik vasıflarından en azından bir kaçına sahipseniz ve bu vasıflarının önemine inanıyorsanız işiniz daha da kolay.

Konunun söz sahibi değilim. Hiç alanım da olmadı. Fakat gözlem yapmayı çok severim. Bu benim için bir oyun haline dönüştü. Çıkarım yapmayı seviyorum. Misal müşteri (işveren) ile bir toplantıya girdiğimde yanında bir çalışan varsa konu ile ilgili fikrini alarak çapraz bir soru yönlendiririm. Daha ağzını açmadan sözü iş veren tarafından kesiliyorsa kurum rengini anında belli ediyor. Bir çok hikaye yazabiliyorum o çalışan ile ilgili. Nitekim bir çoğunun da doğru olduğunu duyuyorum sonunda. Üzücü bir durum.

Aidiyet duygusu çalışan da sahiplenmeyi tetikleyecektir. İşini değil iş yerini sahiplenmiş çalışanlar ile başarıya ulaşmanız çok kolay. ROI (Return on Investment) ‘yi işiniz için önemsediğiniz kadar çalışanınız için de önemseyin. Paraya mecbur ihtiyacı var diyerek kimsenin hayatını zindana çevirmeye hakkımız yok.

Çalışanınıza; değer verin, cömert olun, dinleyin, ödüllendirin, paylaşın, kulak asmayın, her birinin ihtiyacını ayrı ayrı belirleyin.

Çark elbet işler ama ben areka çiçeğimi geri getiremiyorum.

Sevgiler,

Burak Çarbuğa