Nesnelerin İnterneti (IoT) ile ilgili Marketing Türkiye – Şubat 2018 Röportajımız

2025’de beklenen pazar payı 4-11 trilyon dolar olan ve eğitimden sağlığa, iş yaşamından güvenliğe kadar neredeyse yaşamımızın her alanında var olan bir teknoloji Nesnelerin İnterneti (IoT)… Peki, IoT’nin gençler ve ülke ekonomisi açısından önemi ne? Bu sistem iş dünyasını nasıl etkiliyor? Nesnelerin İnterneti’ne dair her şeyi IoT Türkiye Kurucusu Can Güleren ve IoT Türkiye Marka Danışmanı Burak Çarbuğa’dan dinledik…

Nesnelerin İnterneti (Internet of Things, IoT) nedir ve
bizlere neler vadediyor?

Burak Çarbuğa: Nesnelerin, internet sayesinde diğer nesnelerle bağlantı kurup bilgi alışverişinde bulunarak aralarında akıllı bir ağ oluşturan cihazların tamamıdır. Günümüzde akıllı şehir ve ev konseptinde, sağlık hizmetlerinde, tarım, güvenlik, enerji yönetimi, lojistik gibi birçok alanda kullanılmaya başlanarak dijital dönüşümün günlük yaşam ve üretim alanında oluşturduğu en büyük teknolojik atılımlardan birisi olduğunu söyleyebiliriz. Global şirketlerin şimdiden çok büyük yatırımlar yaptığı bu teknolojiden 2020 yılında beklenen pazar payı 1.7 trilyon, 2025 yılındaysa beklenen pazar payı 4-11 trilyon dolar aralığında. Araştırma şirketlerinin tahminine göre nesnelerin interneti teknolojisinden 2020 yılında elde edilmesi beklenen veri boyutu 40 bin Exabyte! Şimdiye kadar Big Data olarak üzerinde konuştuğumuz verilerin trilyon Gigabyte fazlası. Bu veriyi ayrıştırma, analiz etme ve en önemlisi depolama yakın tarihte zorluk yaşayacağımız unsurlar arasın da olacak.

Nesnelerin interneti insanın dünyayı algılamasını nasıl değiştirecek?

Burak Çarbuğa: Nesnelerin interneti dediğimiz bu teknoloji sadece insanları değil hayatımızdaki geri kalan tüm nesneleri de hayatımıza bağlayarak daha verimli ve teknolojik bir hayatın kapılarını bize açacak. Tabii ki bu gelişme birçok alanda da bizlere yeni fırsatlar yaratacak. Örneğin eğitim alanında yapay zeka ve sanal gerçeklik teknolojisinin de desteğiyle her öğrencinin kendi seviyesine göre birebir eğitim vermek mümkün olacak. Sağlık alanında 5G alt yapısının da desteğiyle kritik bir ameliyat binlerce kilometre uzaktan yapılabilecek. Yine yapay zekanın desteğiyle bazı hastalıklar için doktora gitmemize gerek kalmadan teşhis edilecek ve reçetesi hazırlanmış olacak.

Nesnelerin İnterneti endüstri için ne anlam ifade ediyor,
sanayiciler açısından nasıl bir değişim yaşanacak?

Burak Çarbuğa: Nesnelerin interneti, üretimdeki insan girdisinin maliyetini olabildiğince yüksek vasıflı işçiler, tasarımcılar ve mühendislere kaydırmaya odaklanarak üretimin daha verimli ve hatasız olmasını vaat ediyor. Endüstriyel nesnelerin interneti (IIoT) dediğimiz bu konseptin temelinde üretiminin otomatize edilmesi yatar. Yeniden programlanabilir robotlar sayesinde neredeyse hiç işçiye gerek kalmadan tüm üretim yapılabilir. Bir istasyonda kaynak yapan bir robot, 2 saat sonra boştaysa etiketleme görevine getirilebilir.

Bugün Amazon, Tesla gibi teknoloji odaklı devlerde bunun örnek-
lerini görmeye başladık. Önümüzdeki dönemde bu gelişmelere ayak uydurmayan sanayicilerin işlerini sabit büyüklükte kalacağı hatta küçüleceği ön görülmekte.

Türkiye, Internet of Things konusunda ne durumda? Internet of Things’in gençler ve ülke ekonomisi açısından önemi nedir?

Can Güleren: Ülkemizin teknolojiyi benimseme seviyesi oldukça iyi bir noktada. Bugün akıllı telefon, mobil internet ve sosyal medya kullanımı bakımından Avrupa ve OECD ortalamalarının çok üzerinde hatta en üst sıralardayız. Yine nesnelerin internetini hayata geçirecek mühendis ve teknik personel potansiyeli de oldukça yüksek seviyelerde. Ülkemizdeki büyük hizmet ve endüstri şirketlerinin üst yönetimleri konunun önemini anlamaya başlamış olsa da bir araya gelme ve alanı sahiplenme tarafında ciddi bir odaklanmaya ihtiyacımız var. Bugün Estonya, nüfusu ve ekonomi-
sinin boyutuna bakmadan dijitalleşme çalışmalarıyla Avrupa’da teknoloji girişimciliğinin merkezlerinden biri oldu. Çok değil 3 yıl önce Estonya’nın beyin göçü alacağını duysanız ne tepki verirdiniz? Nesnelerin interneti çok kısa sürelerde sanayi ve teknoloji ihracatımızı katlanarak artırmamızı sağlayabilir.

Internet of Things Türkiye ve çalışmaları hakkında kısa-
ca bilgi verir misiniz?

Can Güleren: Nesnelerin interneti alanında gereken odağı sağlayabilmek,
girişimcileri desteklemek ve bu teknolojilerin benimsenmesini sağlamak için 2015 yılında kurulan IoT Türkiye bugün ülkemizdeki en büyük IoT (nesnelerin interneti) ekosistemidir. Bugün ekosistemimizde yer alan 40 ileri teknoloji şirketi ve 34 üniversite ile ülkemizi bu alandaki söz sahibi yerlerden biri yapabilmek için çalışıyoruz. Her ay ekosistemimizdeki firmalarla meraklıları ücretsiz olarak buluşturduğumuz IoT Kahve Sohbetleri etkinliklerimizde IoT, yapay zeka, blockchain, VR, AR gibi bir çok teknolojiyi konuşuyor, ilgilileri bir araya getiriyoruz. Bu toplantılarımızda birçok iş fikri ve ortak iş yapma projeleri ortaya çıkıyor. Yılda bir defa düzenlediğimiz IoT Zirvesi ile hackathonlar, proje sergileri, paneller ve sunumlar ile 500 misafirimize uçtan uca bu dünyayı gösteriyoruz. Dijital mecralarımıza gelen proje taleplerini ekosistemimizde yer alan firmalarla birlikte projelendirerek ülkemizin dijital dönüşümüne destek oluyoruz. Etkinlikler ve içeriklerimizin yanında herkesin projeler yapabilmesi ve kendi IoT girişimlerini yaratmaları için seviye seviye eğitimlerle ekosistemi destekliyoruz.

Internet of Things hangi aşamalardan geçerek bugünlere
geldi ve yakın gelecekte nerede olacak?

Can Güleren: Radyo teknolojisi ve işlemcilerin gelişmesiyle birlikte ilk birbirine bağlanan bilgisayarlar nesnelerin interneti teknolojisinin de temelidir. 2G, 3G, 4.5G, WiFi gibi iletişim teknolojilerinin her gelişimi ile birlikte cihazlar arasında veri aktarımı daha hızlı ve ucuz bir hal aldı. Elektronik devrelerin küçülmesi ve ucuzlamasıyla birlikte masaüstü bilgisayarlarımız kredi kartı boyutuna kadar indi. Ay’a gönderilen uzay aracının içindeki bilgisayardan çok daha iyi özelliklerdeki cihazlar, bugün bir üniversite öğrencisinin bir proje ödevinde kullanılmakta. Hem teknoloji hem de tüketiciler tarafındaki bu gelişmeler sıradaki gelişmeyi ortaya çıkararak nesnelerin birbirine bağlanmasını sağlamış oldu. Yakın gelecekte bulut teknolojisi ve yapay zeka ile bu cihazlar insan hayatının dokusuna işleyecek.